Geldim yanına. Edebiyatını aşka vurmuş bir şair misali eteklerimi yerlere sürüyerek. Yada aşka susamış, aciz bir bir insan gibi... Kalbim vuslat beklerken, ayrılığa kavuştu. Ego ve ön yargı gözlerle birlikte kalpleri de bürümüşken, nasıl oldu da sevebildim seni, beni ve bizi... Nasıl oldu da öldürücü bir hastalık gibi bürümedi kalplerimizi. Fakat yanıldım. Sen de onlardanmışsın. Zaten benden uzak kalmaya çalıştığın an anlamış olmalıydım. Ama geçer dedim, geçmedi... O hançeri göğsüme saplarken bir saniye bile tereddüt etmedin. Peki neden? Yeterli mi değildim, çok mu çirkindim, layık mı değildim? Bilmiyordum, bilemiyordum ve asla da bilemeyecektim... Çünkü benden nefret ediyordun ve sonsuza dek nefret edecektin...
Faili Meçhul...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder